İSTANBUL TARİHİ YARIMADA

İstanbul’un tarihi, sur içi yerleşimleri ile başlar. Megaralılar tarafından şimdiki adı ile Sarayburnu’nda oluşturulan Bizans kolonisi Septimius Severus zamanına kadar 900 yıl yaşamıştır. Septimius Severus ile birlikte kent, Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olmuştur. 330 yılında ise I. Constantinus, Roma İmparatorluğu’nun başkentini İstanbul yaparak yeni bir devlet (Konstantinopolis) oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu’na dahil olan kısım yine Tarihi Yarımada olarak tanımlanan kısımdır. 1453 yılından sonra en önemli devirlerini yaşayan kent, Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı olarak var olmuştur. Tüm bu devirlerde kültürler katmanını biriktiren İstanbul sur içi, “Tarihi Yarımada”dır.

Tarihi Yarımada, her dönemde toplumsal kültürün mayalanma alanıdır. Çok dilli, çok milletli, çok dinli İmparatorluğun ortak kültürünün oluşturulduğu yerdir. Tüm değerler burada kesişerek, çelişerek, uzlaşarak, birbirini etkileyip ortak Osmanlı sanatına, kültürüne, yönetim-yaşam biçimine dönüşmüştür.

18. yüzyılın sonlarında başlayıp 19. yüzyılda hız alan ticaretin deniz yoluna kayması ve deniz ticareti güzergâhlarının değişmesi ile fiziksel ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış süreciyle birlikte idari etkileşim gücünü yitirmeye başlamıştır. Cumhuriyetin ilk döneminde, coğrafyada yapılan düzenlemeler ve yeni güçlü arterlerin açılması kültürel değerlerin kaybını da beraberinde getirmiştir. Atatürk Bulvarı, Vatan ve Millet caddelerinin açılması, ulaşımı kolaylaştırırken geleneksel mimarilerinin de kaybına sebep olmuştur. Tarihi Yarımada’nın yaşattığı çok kültürlülük ve buna bağlı olarak dönemin tanıkları olarak kabul edilen değerlere, sürekliliği sağlamak amacıyla modern yaşam tarzlarının gereği yapılan müdahaleler kaçınılmaz olmuştur.

Merkez olarak Sirkeci-Eminönü’nden başlayan bu Yarımada; bir yanıyla Marmara Denizi yönünden, Topkapı Sarayı, eski Bizans surlarından Yedikule sınırına kadar, Haliç yönünden ise eski Hanlar bölgesi, Fener Rum Patrikhanesi’nden Eyüp’e kadar uzanan (Altın Boynuz) geniş bir alanı kapsamaktadır. Tarihi ve kültürel dokunun hemen hemen tamamını kapsayan “Tarihi Yarımada”nın, sanat eserlerinden, sosyal ve dini kurumlara kadar zengin mirasının korunması ve geleceğe aktarılması büyük önem arz etmektedir.

İstanbul’un tarihi merkezinde eşsiz bir kültürel birikimi barındıran ve tüm dünya için ortak bir miras değeri taşıyan Tarihi Yarımada, 12.07.1995 tarih ve 6848 sayılı Kurul kararı ile Tarihi ve Kentsel Sit, Kentsel ve Arkeolojik Sit ve 1. Derece Arkeolojik Sit ilan edilmiştir. Dünya mirası İstanbul’un tarihi alanları 1985 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kayıtlıdır. Uluslararası bir değer ve aynı oranda sorumluluk anlamına gelen bu kayıt, İstanbul’un tarihi alanlarında yapılacak her türlü çalışma ve uygulamaların çağdaş, bilimsel yöntemlerle ve uluslararası uzmanlık desteğiyle gerçekleştirilmesi fırsatı olarak yorumlanmalıdır.